Place 4 Hardcore Gamers

1 Temmuz 2008 Salı

Grand Theft Auto IV

Evet… 1999 yılından bu yana her serisi olay yaratan aksiyon oyunu Grand Theft Auto’nun son oyunu Grand Theft Auto IV (GTA IV) nihayet raflardaki yerini aldı. Aksiyon meraklılarının merakla beklediği, muhafazakar kesimlerin ise içerdiği şiddet ve argo nedeniyle eleştirmeye başladığı GTA IV’de bakalım bizleri neler bekliyor?




ÖYKÜ:
Bu seferki GTA kahramanımızın adı Nico Bellic… Sırbistan’ın bağrından kopup gelen ve aynı zamanda da eski bir asker olan bu haşin bakışlı, gözüpek delikanlı Amerika’nın en güzel ve en belalı şehri olan “Libery City”ye (Özgürlük Şehri) filmlerde hep bahsedilen o meşhur “Amerikan Rüyası”nı yaşamak üzere gelir. Kuzeni Roman, ona Liberty City’de devasa büyüklükteki malikaneler, göz kamaştıran çekici kadınlar, fiyakalı spor arabalar ve lüks içinde bir yaşam vaad etmiştir. Ancak, gerçekte Roman küçük bir taksi işletmesinin sahibidir ve Liberty City (LC) mafyasının büyük bir kısmına hatırı sayılır ölçüde borcu vardır. Doğal olarak, Roman ona sağlayacağı olanaklar ve zengin olma fırsatı karşısında Nico’dan kendisini tehdit eden mafya elemanlarını ortadan kaldırmasını talep etmektedir. “Aman, bu sefer tam bodyguard olacağız galiba” diye endişe etmeyin. GTA IV size gerekli özgürlüğü verecek ve kimseye bağlı olmadan kendi yolunuzu kendiniz çizeceksiniz. Neyse, biz öyküye geri dönelim.

Nico eline gelen bu fırsatı değerlendirmek için Roman’ın ona verdiği görevleri yerine getirmeye başlar. Lakin, başından beri Nico’nun aklında hep kendi işinin patronu olmak vardır. Hazır, bir de kız arkadaşımız varken Nico’ya da bu yakışır. Ama olaylar Nico’nun beklediğinden daha karmaşık bir şekilde gelişecektir. Sırbistan dağlarında savaşırken ekibine ihanet eden Darko Brevic’de LC’dedir, bunun farkına varan Nico intikam duygusuyla tutuşacak ve hem zenginlik hedefine ulaşmak hem de Darko’dan intikamını almak için şehrin önde gelen suç elebaşlarıyla işbirliği yapmanın yollarını arayacaktır. Kısa zamanda suç dünyasında yükselen Nico, LC’nin en korkulan suç patronları Vladimir Glebov, Mikhail Faustin ve Dimitri Rascalov ile karşılaşacak ve olaylar bir heyecan ve komplo silsilesi içerisinde Nico’yu hiç ummadığı yerlere taşıyacaktır.

OYUN:
Uzun sayılabilecek bir ön yükleme süresinde sonra oyunumuz alışık olduğumuz kaliteli GTA ara ekranları ile açılıyor. Bu ön yüklemenin meyvesini ise oyunu oynarken ara yüklemelerin kısa olması olarak yiyeceğiz. O yüzden biraz sabretmeye değer. Daha sonra Nico’nun kontrolünü ele alarak oyuna başlıyoruz. Herşeyden evvel LC’deki canlı şehir hayatı ve gerçekçi atmosfer bizi hemen etkiliyor. GTA serisi şehir atmosferi yaratmakta zaten hep başarılı oldu, GTA IV ise bu atmosferi doruklara taşıyor. Etrafta spor yapan, birbirleriyle harıl harıl muhabbet eden insanlar, işten çıkan çantalı yuppiler, birbirleriyle tartışan, şakalaşan flört eden insanlar, kaldırımlarda birbirinden güzel kızlar, yaşlı teyze ve amcalar, trafiğin tıpkı metropolitan şehirlerde olduğu gibi gerçekci dizaynı, korna seslerindeki ahenk(!), dükkanların önündeki karaborsacılar, birbirinde fiyakalı ve her biri çalınmayı bekleyen arabalar ve onları bize yar etmemeye kararlı sahipleri… ve de yapay zekası son derece yükseltilmiş bir polis ordusu (Liberty City Police Department - LCPD). İşte ilk dikkatimizi çeken bunlar oluyor, ama tabi ki GTA IV içerisinde bundan çok daha fazlasını barındırıyor.

GTA IV her şeyden önce takdir edilesi atmosferi ile ön plana çıkıyor. Başta hava durumu ve şehrin genel yapısı olmak üzere hayatın akışı oyuna çok iyi lanse edilmiş durumda. Güneşe dikkatlice bakacak olursak ufuk çizgisinden yavaşça kaybolduğunu ve gecenin başladığını görebiliyoruz. Hava bazen bulutlanıyor, güneş buna anında tepki veriyor. Işıklandırmalar ise mükemmel denecek ölçüde özenle yapılmış. Aracınızla şehri gezerken ekrafın canlılığından ve gerçeğe yakınlığından etkileneceksiniz, emin olun. Her ne kadar oyundaki haritanın San Andreas’tan daha küçük olduğu söyleniyorsa da, LC’de yapabilecekleriniz SA’da yapabileceklerinizden çok daha fazla. Çünkü LC’deki gizli bölümler SA’dan daha büyük. Üstelik paraşütünüzle atlamaktan tutun da, trekking yapmaya kadar pek çok spor aktivitesi de cabası.

Herkesin herhalde ilk merak ettiği “araba çalma” meselesini öne alsam iyi olacak galiba. Etrafta gördüğünüz tüm ama tüm taşıtları kullanabilirsiniz. Yoldan geçen arabaları durdurup araçlara zorla el koyabilirsiniz. “Biz bunları zaten yapıyorduk” diyecek olursanız o zaman buradaki yeniliği hemen açıklayayım: GTA IV’le birlikte, başta araba çalmak olmak üzere, pek çok eylemi çok ama çok gerçekçi bir biçimde yapabiliyoruz. Artık bizi peşinden kovalamayan araba sahibi yok. Üstelik maço bir tipe denk gelirseniz kendinizi sıkı bir dövüşe hazırlayın. Tabi, burada kaçmak da bir çözüm ve sanırım dövüşmekten daha iyi bir seçenek gibi duruyor :). Trafik ise inanılmaz gerçekçi olarak seyrediyor. Aracınızla yolun ortasında durduğunuz zaman arkanızda bekleyen ve sabırsızlıktan korna çalmaya başlayan şöförler, baktılar ki olmuyor, hemen direksiyon kırıyor ve kaldırıma çıkma pahasına da olsa yanınızdan geçebiliyorlar! Evet yanlış okumadınız, GTA IV konsol oyunlarındaki ayrıntı seviyesini en üst dereceye çıkarmayı vaad eden bir oyun. Böyle ince ayrıntıların atlanmaması tabi ki oyun için bir artı puan oluşturuyor. Trafikten sıkılanlar ise, hiç endişelenmeyin, her an elinizin altından olan (tabi ona ulaşmak için belirli bir aşama ilerlemiş olmak gerekiyor) helikopteriniz sizi bu sıkıntıdan fazlasıyla kurtarabilir ve şehrin üstünde keyifli bir akşam sefası yapmanıza vesile olabilir.

Peki araba meselesinde bir gelişme var mı? Olmaz olur mu? GTA IV’te aldığınız (ya da çaldığınız) her araba kendi özelliklerini yanında, takdir edilesi bir kontrol gerçekçiliğini de barındırıyor. Kanaatimce, piyasada “yarış oyunuyum” diye geçinen pek çok GTA IV’teki gerçekçi oynanış modellemesini örnek alması gerekiyor. Oyunda tüm kontroller olması gerektiği gibi, ne oyuncuyu zorluyor ne de çok kolay olup bıktırıyor. Araçlarımızın hepsi son derece gerçekçi manvralar yapıyorlar. Virajları almak artık eskisi kadar zor değil, ancak yine de iyi bir şöför olmak için biraz ustalaşmamız gerekiyor. Her zaman kullanımıza açık olan (ya da bizim zorla kullanabileceğimiz) ara yollar, üst geçitler, köprüler ve yapım aşamasındaki yollar şüphesiz heyecan faktörünü arttırıcı bir unsur.

Oyundaki büyük yeniliklerden bir diğeri “siper alma (cover)” dediğimiz hadise… Bu sayede özellikle yakın dövüşlerde ve çete savaşlarında düşman yumrukları ve kurşunlarından bir nebze uzak kalabiliyor ve stratejimizi ona göre belirleyebiliyoruz. Strateji dedim, evet aynen öyle söyledim. Çünkü, GTA IV, serinin diğer oyunlarına göre daha yüksek bir yapay zeka seviyesine ulaşmış durumda. Düşmanlarınız öyle sersemce etrafta gezen tiplerden değil, attığını vuran, gerekirse kaçan, siper alan tipler. İşin içerisinde bir de çapraz ateşe alınma riski girince, doğal olarak dikkatli olmamız ve etrafımızda bize kolaylık sağlayacak seçenekleri düşünmemiz gerekiyor. Korna çalarak dost(!) çete üyelerinin dikkatini çekme, polis arabalarının üzerine sürüp sonra da kaçarak düşmanlarımızı polisle baş başa bırakma (onların yerinde olmak istemezdim :D), çatışma ortasında yoldan taksi çağırıp sıvışma… yapabileceklerimizden sadece bazıları. Dolayısıyla, GTA IV’ün sadece canının istediğini yapmak isteyen ramboseverlere değil, aksiyon-strateji fanatiklerine de hitap ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. ;)

Polislere gelince… İncelemenin başında zorlu polislere çattığımızı söylemiştim. LCPD polisleri işlerini cidden iyi yapıyor! Rockstar programcılarını buradan kutlamak istiyorum. Düşmanlarınızın yanı sıra ve hatta onlardan daha çok LCPD polislerine hayret verici bir yaoay zeka algoritması yapmışlar. Sizi işlediğiniz suçlardan ötürü kırmızı tehlike kuşağında olmasanız bile arabanızın camındaki yansımadan tanıyıp çevirebilirler. Etrafta onlar varken çatışmaya girmek ise hem büyük bir risk hem de çatışmayı tamamlamadan rakip çete üyelerini tutuklatmak için büyük bir şans olabilir. Polisle başınız derde girdiyse altınızda iyi bir spor araba olmasına dikkat edin, çünkü şunu bilmelisiniz ki GTA IV polisleri sizin peşinizi bırakmamak için ellerinden geleni ardlarına koymayacaklardır.

GTA IV’teki bir diğer büyük yenilik ise yanımızdan ayırmadığımız biricik cep telefonumuz (mobile phone). Bu telefon sayesinde tanıdığımız insanları arayabilir, onlar tarafından aranabilir, mesaj alabilir ve çağrılarımızı görebiliriz. Esasen oyundaki tüm önemli konuşmalarımızı cep telefonumuz aracılığıyla yapıyor, emirleri buradan alıyor, iletişimizi buradan gerçekleştiriyoruz. Bu arada, endişelenecek bir şey yok, bize bit telefon geldiğinde ya da birini aramamız gerektiğinde ekranda beliren tuşa basmamız yeterli oluyor. GTA IV o kadar ayrıntılı bir oyun ki, cep telefonumuzun çağrı sesini bile (ringtone) değiştirebiliyoruz. Cep telefonumuzu her yerde, arabamızın içerisinde bile kullanabiliyoruz (gerçek hayatta tavsiye edilmez :D). Oyunda alt yazının olması da büyük bir avantaj. Zaten, oyundaki tüm konuşmaları ara menüden de okuyabiliyoruz. Bunun düşünülmesi gayet iyi olmuş, bu sayede hikayenin gidişatını kaçıranlar için kolaylık sağlanmış oluyor.

Oyunda ekranın solunda bulunan gösterge sağlık durumumuzu ve GPS’imizi temsil ediyor. Sol tarafta sağlık durumumuz var. Ortada ise haritamız. Haritada sarı ile işaretli yollar hedefimize ulaşmak için gidebileceğimiz en kısa yollu gösteriyor, zamandan ve benzinden(!) tasarruf etmeniz için sarı yolları kullanmanızı öneririm. Diğer taraftan, polisle başımız derde girdiğinde GPS’imiz hemen yanıp sönmeye başlıyor, kırmızı renk tehlike bölgesindeyiz demek. Eğer tehlike bölgesini terk etmezsek o zaman takviye kuvvetler geliyor ve işimiz hayli zorlaşıyor. Kalıp polisle mücadele etmeyi deneyebilirsiniz, bu tabi ki oyunun oynanış süresini de arttıran bir husus olur. Ama nereden bakarsanız bakın, elimizde sırf tekli oyuncu (single player) modda bile olsa yaklaşık 38-40 saatlik bir oyun süresi vaad eden bir oyun var. Oyunun içerisindeki mini bölümler ve ara oyunlar da bunun cabası. Karar sizin, nasıl keyif alıyorsanız öyle yapın.

Silahlarımızı ara sokaklarda bulunan karaborsacılardan temin ediyoruz.

Enejimiz azaldığında fast food ya da restoranlara gidip yiyecek temin ederek arttırabiliyoruz. Öldüğümüzde ise daha önceden edindiğimiz silahların elimizde kalmaya devam etmesi gereçekten hoş bir ayrıntıyı oluşturuyor. Oyunda “auto save” seçeneği var, bunun yanında kaldığımız çete evlerinde de oyunumuzu save edebiliyoruz. Bir de taksiler çok işe yarıyor. Şehrin uzaklarına gitmek isteğinizde bir ıslık ya da telefonla çağırdığımız taksiler bunu bizim için hemencecik yapıyorlar. Tabi, biraz para gidiyor ama en azından zamandan kazanmış oluyoruz. Taksicilerle koyu bir muhabbete girme olasılığınız da var, hemen söyleyeyim.

Müzikler ise her zamanki gibi bol ve çeşitli. Rock’dan pop’a, blues’dan hip hop’a kadar yüzlerce şarkının bulunduğu geniş bir arşive sahip olan radyo kanallarımız emrimize amade. İnce ayrıntılar o kadar iyi düşünülmüş ki, insan şaşırıp kalıyor. Diyelim ki, radyoda bir şarkı duydunuz, çok hoşunuza gitti ama kimin söylediğini bir türlü bulamıyorsunuz. Hemen cep telefonunuzdan 948 555 0100′ü arayın. Ekrana şarkının adı ve şarkıyı söyleyen kişi gelecektir. Şaşırıcı değil mi? Durun daha, şaşıracak çok şey var.

Haa, unutmadan bir de internet cafeler var oyunda. Buralardan maiilerinize bakabilir, çöpçatanlık sitelerine girebilir ve hayatınızı renklendirmeye çalışabilirsiniz. Sıkılmak yok, gidin kendinize yeni kıyafetler alın, kuaföre gidip yeni bir saç modeli deneyin. LC’nin kızları sizi bekliyor, ama önce sizin kendinizi onlara beğendirmeniz gerekiyor. :) Radyonun yanında TV’de onlarca kanal var, GTA IV’de sadece TV seyrederek bile saatleriniz geçirebilirsiniz. Eğlence kanallarının yanına “adult” içerikli kanallar eklemeyi de unutmamışlar. Bowling salonlarına, strip-club’lara, barlara, yüzme havuzlarına gidebilirsiniz. Çok sıkılırsanız havaalanına ya da fuara uğramayı deneyin, hedeflerinize ulaşmak için bir fırsat orada mutlaka vardır. Bu arada güvercinlere de dikkat edin, bu da size tüyo olsun. :D

Eksilere gelince… Grafikler her ne kadar etkileyici olmasına rağmen, “lag” dediğimiz “anında tepki verememe, gecikme” hadisesi oyunun eksilerinde birin oluşturuyor. Örneğin, aracımızla bir köprüye giriyoruz, bir de bakıyoruz ki köprünün ayakları yok! O ayaklar biz biraz ilerleyince meydana çıkıyorlar. Bu tür durumlarla kaşılaşmaya hazır olun. Bir diğer eksi durum ise oyunun içeriğindeki şiddet ve argo düzeyi. GTA oyunlarının bu konuda bir derdi olmadığını biliyoruz. Ammavelakin, GTA IV her ne kadar yılın en iyi oyunlarından biri olsa da, teen kardeşlerimizin kendisinden uzak durmalarında yarar var.

Son olarak oyunu açmada zorlanırsanız, offline olup daha sonra açmayı deneyin. Rockstar yetkilileri oyunun PlayStation 3 versiyonunda multiplayer konusunda sorun yaşanabileceğini, ancak bu sorunların çok kısa bir zamanda giderileceğini açıkladılar. Online GTA IV’le birlikte oyunun oynanış süresinin hatırı sayılır ölçüde artacağı da muhakkak.

SONUÇ:
GTA serisinin tüm dünyada fanatik bir kitlesi var. GTA IV ise bu kitleyi üzmeyeceği ve hatta sevindireceği her halinden belli olan bir oyun. Hatta daha da ileri gidip, sahip olduğu gerçekçi atmosfer nedeniyle GTA IV’ün aksiyon oyunları çıtasını yükselttiğini söyleyebiliriz. Bu nedenle, GTA IV’ü 2008 yılının en iyi oyunları arasında gösterilmesi çok doğal bir gelişme olacaktır. Diğer taraftan, çocuklarını şiddetten ve argo içerikten korumak isteyen ebeveynlerin GTA IV’ü de “uzak tutulacaklar” listesine almalarını şimdiden tavsiye ederim.

Grand Theft Auto IV
Yapımcı: Rockstar Entertainment
Tür: Aksiyon
ESRB: 16 yaş ve üzeri

Artıları:
+ Gerçekçi bir oyun atmosferi ve kaliteli çizimler,
+ İyi bir yapay zeka,
+ Çeşitlilik içeren bir oyun yapısı,
+ Uzun bir oynanış süresi,
+ Altyazının olması

Eksileri:
- Grafiklerde görülen gecikme sorunu,
- Oyunun bazı yerlerde takılması (donması)

Değerlendirme:

Grafik: 90
Ses, Müzik, Efekt: 100
Atmosfer: 95
Oynanış: 90
Yapay Zeka: 80
Genel: 95

0 yorum: