Place 4 Hardcore Gamers

1 Temmuz 2008 Salı

Metal Gear Solid 4: Guns Of The Patriots

Kendisinden beklenebilecek her şeyi karşılayabilen ender oyunlardan biriyle karşı karşıyayız. Evet, aylardır sabırla beklediğimiz Metal Gear Solid 4: Guns of the Patriots‘dan (MGS 4) söz ediyorum. Sizleri, ünlü yapımcı Hideo Kojima önderliğinde oyun firması Konami‘nin ürettiği ve oyun tarihine adını altın harflerle yazdırması beklenen MGS 4‘ün göz kamaştırıcı dünyasıyla baş başa bırakıyorum.



ÖYKÜ:

Serinin ikinci oyunu olan MGS 2′de karşılaştığımız “Büyük Şarapnel Olayı (Big Shell Incident)”ndan bu yana beş yıl geçmiştir. Takvim yaprakları 2014 yılının sonbaharını gösterirken, dünyanın yaşadığı teknolojik ve sosyal dönüşüm, zamanın sınırlarını zorlayacak şekilde baş döndürücü bir hızla ilerlemektedir. Artık akla gelebilecek her şey, her ürün ve her hizmet, özel şirketler eliyle üretilmektedir. Buna kamu hizmetlerinin ayrılmaz bir parçası olan askeri hizmetler (savunma) da eklenmiştir. PMC (Private Military Companies - Özel Askeri Şirketler) adı verilen girişimler hızla çoğalmış, dört kıtada kişilere özel koruma hizmetlerinden tutun da, şirketler arasında çıkan çatışmalara ve hatta ülkeler arası savaşlara bile aktif halde katılır hale gelmişlerdir.

PMC’ler dünya yönetiminde söz sahibi olabilmenin yolunun teknolojiden geçtiğini çoktan farketmiş ve bu büyük gücü elde edebilmek için yaptıkları “nanoteknoloji” araştırmalarının meyvelerini toplamaya başlamışlardır. Nanoteknoloji… yani maddenin atomik yapısına mekanik, biyolojik ve kimyasal müdahalelerde bulunarak onu mükemmelleştirmek olarak adlandırabileceğimiz bu devrim sayesinde; PMC’ler sadece savaş gereçlerini geliştirmekle kalmamışlar, aynı zamanda askerlerinin kullandıkları silahlardan, verdiklere tepkilere kadar çatışmaları etkileyen pek çok faktörü kontrol etme gücüne kavuşmuşlardır. Nanoteknolojinin bir diğer nimeti olan nanoteknolojik savaş robotları sayesinde de PMC’ler girdikleri her çatışmadan galip çıkar hale gelmişlerdir. SOP (Sons of the Patriots - Vatanseverlerin Çocukları) adı verilen bu yeni savaş teknolojisini ele geçirmek için tüm şirketler (ve dolayısıyla onların kiraladıkları PMC’ler) birbirleriyle amansız bir savaş vermektedir.

Sahip oldukları silah kullanma yetkisi ve her geçen gün ilerleyen askeri teknolojileri nedeniyle PMC’ler, yeryüzünün en karlı sektörü durumuna gelen “özel güvenlik” hizmetlerini tamamen ele geçirmişler ve bu sayede bir yandan, kendi küresel şirketlerin çıkarlarını savunmakta, öte yandan da rakip şirketlerle ikili oynayarak kazançlarını çoğaltma peşindedirler. Bunu yapmak için de, başta ahlaki ve insani değerler olmak üzere, karşılarına çıkabilecek her türlü engeli yıkma ve küresel ekonomiden daha fazla pay alma savaşını kıyasıya sürdürmektedirler. Sayıları hayli fazla olsa da, PMC’lerden beşi diğerlerine dünya genelinde üstünlük sağlamış durumdadır. Bunlar, Praying Mantis, Otselotovaya Khvatka, Pieuvre Armement, Werewolf ve Raven Sword isimli şirketlerdir. Bu şirketlerin beşi de, aslında “Outer Haven” isimli “ana” bir şirkette birleşmektedir. Şirketin başındaki isim olan Liquid Ocelot‘ın (bu karakteri daha önce MGS oynayanlar “Revolver Ocelot” ve “Major Ocelot” adlarıyla da hatırlayacaklardır) ise amacı bellidir: Dünya kamuoyuna ayrı gibi gözüken, ama aslında her biri aynı amaca hizmet etmeye odaklanmış bu şirketlerdeki gücünü kullanarak SOP’yi kontrol altında tutmak ve böylece dünyanın bir numaralı ekonomik günü olan Amerika Birleşik Devletleri’nde önüne geçilemeyecek bir isyan başlatmak… Bu sayede, Ocelot, sınırı bilinmeyen karanlık planlarını uygulayabilmek için uygun ortamı bulmuş olacaktır. Amacına ulaşmak için ise, başta Ortadoğu (Middle East) ve Güney Amerika (South America) olmak üzere dünya genelinde karmaşa ve isyanları körüklemekte ve böylelikle dünya üzerindeki askeri güçlerin bölünüp küçülmesini sağlayarak kendi kuvvetlerinin karanlık zaferine zemin hazırlamaktadır.

Eski dostumuz, özel operasyonlar ajanı Solid Snake ise, ordu envanterindeki en yetenekli ve deneyimli asker olarak bir kez daha Ocelot ile savaşmak üzere Ortadoğu’ya gönderilir. Ancak… dünya eski dünya değildir, değişmiştir. Savaş bile eskisi gibi yapılmamaktadır. Artık, en çok askere ya da en fazla silaha sahip olan değil… sadece ve sadece teknolojiye en fazla sahip olan taraf zafere ulaşmaktadır. Yine de “son görev” gözüyle baktığı Ortadoğu operasyonunu kabul ederken beraberinde kendisine büyük avantaj sağlayacak teknolojik donanımı da götürecek olması Snake’i rahatlatmamaktadır. Çünkü, Ortadoğu’da Outer Haven’a karşı birlikte çarpışacağı milis güçlerlerim (militia) ellerindeki AK-102 (Ak-47′nin geliştirilmiş hali) ve RPG roketlerle Outer Haven’ın üstün teknolojisine ve askeri donanımına karşı koyamayacağını bilmektedir. Tüm bunların yanında, Snake’de eski Snake değildir. O artık, Old Snake‘tir, yani “İhtiyar Yılan“. Büyük Şarapnel Olayı’ndan bu yana sadece beş yıl geçmiş olmasına rağmen, geçirdiği “klonlanma” işlemi sonrası Snake’in hücre yapısı deformasyona (advanced cellular degeneration) uğramış ve hızla yaşlanmaya başlamıştır. Snake’i klonlamak isteyen ABD özel ordu birimi, ona, işte bu belayı musallat etmiştir. Hayat, onun gibi görkemli bir geçmişe sahip bir özel operasyon ajanı için bile gittikçe daha zor hale gelmektedir.

Ancak, ne pahasına olursa olsun… Old Snake kendisine verilen bu son görevini yapmaya kararlıdır. Birilerinin ona ihanet edeceğini hissetse ve hızla yaşlanan vücudunun onu yarı yolda bırakacağını bilse bile…

OYUN:

MGS 4‘ü oynayabilmek için son çıkan 2.35 versiyon güncellemesini yüklemiş olmamız gerekiyor. Oyun kısa sayılabilecek bir ön yükleme süresinden sonra açılıyor. Açılış ekranı gayet güzel yapılmış. Old Snake‘i bir mezarlığa doğru giderken görüyoruz. Çalan müzik ise oyunun atmosfer kalitesi hakkında olumlu beklentilere girmemize sebep oluyor. Oyunun kendisi ise beklentilerimizin hepsini fazlasıyla karşılayabilecek bir kapasiteye sahip. Bunu oynadıkça görüyoruz.

Açılış ekranından sonra “Start” yaparak girdiğimiz ana menüde çeşitli seçenekler var. Bunlardan “Briefing” kısmında oyunun kontrollerine ilişkin bilgi alabiliyoruz ki, buraya başlarken göz atmanızı tavsiye ederim. “Virtual Range” ise brifing kısmında öğrendiğimiz kontrolleri uygulayabilmemiz için oluşturulan bir sanal ortam. Bu sayede, Old Snake’in sahip olduğu üstün hareket kabiliyeti ve çatışmalarda kullanacağımız saldırı/savunma taktiklerini test edebiliyoruz. “Photo Album” kısmında oyuna ilişkin çarpıcı fotoları (başlangıçta boş geliyor) görebiliyor, “Metal Gear Online” kısmından PSN üzerinden çoklu oyuncu (multiplayer) ortamına girebiliyor ve “Extras” kısmından ise yine internet üzerinden güncel MGS 4 içeriklerin indirebiliyoruz.

“New Game” dediğimizde ise karşımıza dört adet zorluk seviyesi çıkıyor. Bunlardan ilk ikisi gayet kolay, asıl MGS’cilere ise son iki zorluk seviyesi olan “Solid Normal” ve “Old Boss Hard (ki bu hakikaten zor) göz kırpıyor.

Bol bol kaliteli ara ekranlarla bezenmiş olan MGS 4‘ün oyun kısmına geçtiğimizde bizi son derece kaliteli grafikler eşliğinde görkemli bir savaş atmosferi bekliyor. Üzerinde bir ortadoğu kıyafeti, ağzında sigarasıyla savaşa alanına atlayan Old Snake, beraberindeki Arap askerlerle birlikte Outer Haven’in bir kolu olan Praying Mantis askerleriyle çatışmaya giriyor. Mükemmel tasarlanmış çatışma sahnelerinden kafamızı kaldırıp bir an çevreye baktığımızda, hayran kalınacak bir grafik kalitesiyle karşı karşıya geliyoruz. Evet, Hideo Kojima ve ekibini tebrik etmek lazım, sonunda bunu da yaptılar! Karakter, mekan ve ortam tasarımları çok büyük bir gerçekçilik içeriyor. Old Snake‘in dalgalanan beyaz saçlarından tutun da, üzerindeki kamuflaja, silah modellemelerinden, karakterlerin yüz hatlarına kadar her şey çok belirgin ve gerçekçi… Buna renklendirmede kullanılan seçimler de dahil. Gökyüzünün bir açıp bir kapanması, güneşin ışıklarının hareketleri, etraftaki yapılar, harap olmuş binalar ve araçların gerçeğe yakınlığı inanılmaz bir titizlikle tasarlanmış. Sadece bu kadar değil, ses ve konuşma efektleri çok başarılı bir şekilde MGS 4′e adapte edilmiş. Oyuna başlar başlamaz heyecandan koltuğunuzdan fırlayabilirsiniz. Hele ki, evde bir “surround” ses sisteminizi varsa (şart değil, yoksa da zıplayabilirsiniz!). Altyazı da mevcut, ara menüden aktif hale getirebiliyorsunuz. Dolayısıyla, grafik, ses efektleri ve seslendirmeler konusunda MGS 4 benden tam not alıyor. Bu bahsettiğim her bir öğe harikulade bir başarıyla oyuna adapte edilmiş.

Snake’in tasarımına ilişkin geçmişine baktığımızda, her döneminin ünlü bir Hollywood yıldızından esinlenmeler olduğunu görüyoruz. Bunlar yaklaşık yirmi bir yıl önce, 1987′de çıkan ilk Metal Gear’da (MSX2 ev bilgisayarları ve Nintendo için üretilmişti) Snake‘in yüz hatları ile Mel Gibson‘ın hatları tıpa tıp aynıydı. Solid Snake de ise Terminatör’ün Kyle’ı Michael Biehn ve Escape from New York’un Snake Plissken’i Kurt Russell‘ı andıran bir estetikle karşılaştık. Serinin bu son oyununda ise, son derece başarılı bir şekilde yüz hatları Old Snake’e adapte edilen kişinin, kötü rollerin (özellikle de “İyi, Kötü ve Çirkin“in) unutulmaz oyuncusu Lee Van Cleef olduğunu görüyoruz. Kojima ve ekibini bu anlamlı seçim ve gerçekçi modelleme nedeniyle bir kez daha kutlamakta sakınca görmüyoruz.

Ara ekranlardaki sinematikler de çok başarılı bir şekilde yapılmış. Bunları izlerken kendinizi sinema salonun film izliyor hissine kapılmış bir şekilde bulabilirsiniz. Sinematiklerdeki grafik kalitesinin aynen oyun içi grafiklere de yansıtılmış olmasına ise diyecek söz bulamıyorum. Helhalde “Bu bir şey değil. Biz MGS 4‘te yapmak istediklerimizin onda birini bile yapamadık aslında!” gibi cümleler kuran Hideo Kojima’nın aklından geçenleri tahmin bile edemeyiz diye düşünüyorum.

Oyunda kullanılan fizik motoru son derece başarılı. Temel bedensel hareketlerin yanında vurma, patlama, çarpışma gibi aksiyon oyunlarının vazgeçilmez faaliyetleri muntazam bir şekilde programlanmış. Çevreyle olan etkileşim de yüksek tutulmuş. Örneğin, yerde sürünürken herhangi bir şeye çarpmamaya dikkat edin. Yoksa, etraftaki düşmanlarınız sadece “Is someone there (orada biri mi var)?” ya da “I guess I heard something (bir şeyler duydum sanki)” şeklinde cümleler kurmakla kalmaz, size mermi de yağdırabilirler.

OYNANIŞ:

MGS 4‘le beraber Old Snake’e heyecan verici bir hareket serbestisi geliyor. Gerçek hayatta iyi bir askerin yapabildiği hareketlerin pek çoğunu Old Snake’e yaptırabilmek mümkün.

Şimdi tuş düzeniyle birlikte, MGS 4‘ün getirdiği hareket çeşitliliğine bir göz atalım:

X: Yere eğilirek sessizce yürüme (sealth), (basılı tutulunca) yerde sürünme pozisyonuna geçme,

X: Yuvarlanma hareketi yapma,

üçgen: (Bir duvara ya da nesneye dayanırken) yukarı doğru çıkma, üzerinde geçme,

üçgen: (Bir duvara ya da nesneye dayanırken) OctoCamo’yu (kamuflajımız) ortama adapte etme,

üçgen: (Yerde yatan bir askerin/düşmanın yanındayken) yerdeki kişini eşyalarını çıkarma,

üçgen: Sarkıp köşelere tutunarak ilerleme,

üçgen: Etraftaki ağır silahları (makineli tüfekler, havan topları vb.) kullanma,

X basılı + üçgen: Yüz üstü sürünürken sırt üstü dönme (bu sayede düşmana daha rahat ateş edebiliyoruz),

L1: Nişan alma, L2: Eşya (Item) seçim penceresini açma,

L1 + R1: Ateş etme, düşmanın dikkatini çekme hareketi yapma,

L1 + R1: Silahın kabzasıyla vurma, (arkadan sessizce yaklaşmak kaydıyla) düşmanı bayıltma,

R2: Silah (Weapon) seçim penceresini açma,

L1 + üçgen: (Nişan alırken) birinci kişi bakış açısını kullanma,

L1 + üçgen: (Arkadan sessizce yaklaşmak kaydıyla) düşmanı rehin alma ve üzerini arama,

L1 + üçgen + Sağ/Sol Analog: Sniper tüfeğinin dürbününü ayarlama,

R2 + üçgen: (Silah seçim ekranındayken) yarı/tam otomatik ateş seçimi,

Sol Çubuk sağa/sola + X: Yana doğru yuvarlanma, petrol varilleri gibi diğer kamuflaj malzemelerinin içinde kamufle olma.

İlk başta karmaşık gibi gözüken bu kontrollere oyunu oynadıkça iyice alışıyoruz. Old Snake’in büyük bir gerçekçilikle yaptığı hayranlık uyandırıcı hareketler girince, MGS 4′e başlarken yaşadığımız adaptasyon sürecinin sıkıntısını bize unutturuveriyor.

MGS 4′ün başlarında yerden aldığımız her silahı kullanamıyoruz. Öncelikle üzerimizede taşıyabileceğimiz silah ve yardımcı ekipman miktarı sınırlı. Ama, dert etmeyin. Start tuşuna basarak girdiğimiz ara menüde bulunan “Weapons” ve “Items” kısımlarına giderek, o an için işimize yarayacak olan silah ve ekipmanı değiştirebiliyoruz (swap). Bu sayede, her an elimizin altında işimize yarayacak silah ve ekipmanlarımızı olmuş oluyor. Bir de, nanoteknolojinin getirdiği “ID Tag” olgusu var. Düşmanın kullandığı her bir silah, kullana kişinin kişisel kimlik bilgilerini (ID information) içeriyor ve o silahı yetkisi olmayan başka bir kişi (bu örnekte Old Snake) kullanamıyor. Lakin, ileride tanışacağımız simsar Drebin sayesinde ele geçirdiğimizi düşman silahlarının ID Tag’lerini kırdırabiliyor ve böylece onları kullanabilir hale geliyoruz.

MGS 4′te en büyük yardımcımızı kuşkusuz bir nanoteknoloji mucizesi olan “OctoCamo“. Kelime olarak “Ahtapot’un Kamuflajı” anlamına gelen OctoCamo okyanusta yaşayan ahtapotların genetik özelliklerinden esinlenilerek tasarlanmış bir kamuflaj elbisesi. Sadece Old Snake’in üzerinde yer alan ve ara menüden üzerinden istediğimiz renk ve desen değişikliklerini yapabildiğimiz bu kamuflaj sayesinde, bulunduğumuz ortamın renk ve desenlerine saniyeler içerisinde adapte olabiliyoruz. Böylelikle, operasyonlarımızı gerçekleştirirken düşmanlarımıza karşı büyük bir avantaj elde etmiş oluyorlar. Düşmanlarımız, kamufle olmuş halde yerde yatan ya da pusuda bekleyen Old Snake’i farketmekte zorlanıyorlar. Bu sayede Old Snake, görevlerinin temel ilkesi olan “Stealth‘i (gizlenme) yerine getirmiş oluyor. OctoCamo’nun ortama uyum sağlaması için yapılması gerekenler çok basit. X tuşuna basıp yerde sürünme pozisyonuna geçtiğimizde hemen hareket etmeyip 1-2 saniye beklersek OctoCamo hemen zeminin renk ve desenini alıyor. Keza, bir duvara ya da nesnenin yanındayken üçgen tuşuna bastığımızda da hemen o duvarın ya da nesnenin renk ve desenini alıyoruz. Bunu yaptıktan sonra rahatlıkla ister siper alıp düşmanlarımıza ateş etmeyi, ister çatışmaya girmeden uzaklaşmayı seçebiliriz. Diğer taraftan, vuruldukça octocamo’nun etkinliği azalıyor. Etrafta bulunan “arsenal compress” paketleri ise bu etkinlik azalışını telafi etmemize yarıyor.

MGS serisinin diğer oyunlarına kıyasla Kojima ve ekibi, bu kez bize daha rahat bir oynanış sunuyor. Dilersek oyunun istediğimiz bölümlerini ya da tamamını neredeyse hiç kan dökmeden tamamlayabileceğimiz gibi, elimize silahı alıp stealth kurallarını hiçe sayarak Rambo’yu oynayabiliriz. Burada tercih oyuncuya kalıyor. Üstelik MGS 4‘te neredeyse hiç cephane sıkıntısı çekmiyoruz, etraf silah ve yardımcı mühimmatla dolu.

Şimdi de genel olarak kullandığımız silah ve teçhizata bir bakalım:

AK-102: Ünlü Kalaşnikof tüfeği AK-47′nin geliştirilmiş bir versiyonu. Geri tepmesi daha düşük, atış hızı ise daha yüksek.

M4-Carbine: Amerikalı?ların gururu, M-16′nın torunu. 30 mermi alabilen şarjör kapasitesi ve uzun menziliyle düşmanlarımızın korkulu rüyası.

M14EBR: Yanında taşıyabildiğimiz 300 adet mermiyle düşmalarımızı çok uzaktan vurmamıza yarayan bir sniper tüfeği.

M.k.II: Dostumuz Otacon‘un tasarladığı bu küçük, sevimli robot sayesinde çatışmaların arasından düşman hatlarına sızıp bilgi ve görüntü toplayabiliyor (bunlara “reckon” faaliyeti deniliyor), alarm çaldırmadan düşmana elektrik şoku verebiliyor ve başta Otacon olmak üzere, gerekirse diğer karakterlerle iletişim kurabiliyoruz.

Solid Eye: Snake’in sol gözüne taktıği ünlü göz bandı artık teknolojik bir evrim geçirmiş durumda. Old Snake’in taktığı bu elektronik göz bandı, bir aygıtta üç ayrı özelliği bünyesinde topluyor: Gece görüşü (night vision), elektronik dürbün (binoculars), normal görüş. Buna ilaveten Solid Eye’ı seçtiğimiz zaman ekranın yukarısında sağda bulunan radarımız dost milisleri mavi, düşman birliklerini ise kırmızı renkle gösterip işimizi kolaylaştırıyor. Dezavantajı ise enerjisinin kısıtlı olması… uzun zaman kullanıldığı takdirde birden kapanıyor. Bu durumda, bir müddet kullanmayıp kendi kendine şarj olmasını beklemek gerekiyor.

Arsenal Compress: Psikolojik durumumuzu düzeltmek, ağrı ve acılarımızı azaltmak, Octocamo’ya destek olmak gibi yararlı özelliklere sahip bir nesne.

Petro Bomb: “Incendiary” denilen yakıcı özellik taşıyan bombalardan esinlenilerek tasarlanan bir çeşit molotof kokteyli… Avantajı bol bulunması, dezavantajı ise kısıtlı bir alana etki edebilmesi.

White Phosphorus Grenade: “Beyaz fosfor bombası” anlamına gelen bu el bombası düşman pusularını dağıtmaya yetiyor.

Stun Grenade: Flashbang?in MGS 4 versiyonu diyebiliriz. Patladığı zaman geçici körlük ve sağırlığa neden oluyor.

Smoke Grenade: Duman atarak kaçmamızı gerektiren durumlarda faydasını gördüğümüz bir el bombası.

Ration: Vurulduğumuzda en büyük yardımcımız. Old Snake’in hem sağlığını, hem de moralini düzeltiyor.

Pentazemine: Nadir bulunuyor. Yatıştırıcı ve el titremesini giderici özellikleri var.

Instant Noodles: Kaynanayn suya atıldığında üşüyen vücudumuzu ısıtıyor, bize moral de veriyor.

Regain: Hem sağlığımızı hem de moralimizi yükselten yararlı bir nesne daha.

Cigs: Cigarettes’in kısaltılmışı… Old Snake’in morali çok düştüğünde, enerjimizden fedakarlık yaparak, sigarasını yakabiliyor, dinlenmesini ve bir miktar moral kazanmasını sağlayabiliyoruz.

Playboy Magazine: Dünyanın en ünlü dergilerinden biri olan bu yayın sayesinde Old Snake‘in kanındaki adrenalin seviyesi (ve buna paralel olarakda morali) artıyor. Ayrıca bu dergiyi yere bırakarak düşman askerlerinin dikkatini dağıtabiliyoruz.

Drum: Oyunda ilerledikçe bulduğumuz katlanmış varil şeklindeki bu nesnenin içinde saklanabiliyoruz. Bunu yapabilmek için “items” menüsünden Drum’ı seçip/swap edip Sol Çubuk sağa/sola + X kombinasyonunu kullanmamız gerekiyor. Sonuç ise şaşırtıcı…

MGS 4‘te bu saydıklarımdan daha fazla silah, yan mühimmat ve yardımcı nesne mevcut. Oyunun önemli bir kısmını oynamış ve bitirmiş olmama rağmen heyecanının azalmaması açısından onları buraya yazmıyorum. Ancak, Hideo Kojima ve ekibinin, yine yapacaklarını yaparak, “geleceğin silahı” olarak nitelendirebileceğimiz, düşünce harikası bazı füturistik silah tasarımlarını MGS 4 oyuncularına sunduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Ekranın sol yukarısında hayat göstergemiz (life gauge) ve psikolojik durum göstergemizi (psycho gauge) görebiliriz. Orta yukarıda ise alarm göstergesi mevcut. Bir düşman askeri ya da düşman ünitesi bizi gördüğü zaman hemen alarm veriyor. Bu durumda kaçıp saklanmayı ya da savaşmayı tercih edip etmemek bize kalmış. Alarm süresi bitince, bir müddet daha dikkatli olmamız gerekiyor. Sonra her şey normale dönüyor. Ekranın alt sağındaki gösterge silah durumumuz, solundaki gösterge ise sahip olduğumuz yardımcı ekipmanı gösteriyor.

MGS 4‘ün Old Snake dışındaki diğer ana karakterlerine göz atacak olursak:

Liquid Ocelot: Oyunumuzun bir numaralı kötü karakteri. Tek amacı PMC’lerini kullanarak kaos yaratmak ve yarattığı kaostan kendisine yepyeni bir dünya düzeni yaratmak. Teknoloji ve savaş onun iki büyük takıntısı. Bu takıntılarını ezeli düşmanı Old Snake’e koz olarak kullanmak için elinden geleni ardına koymuyor.

Hal “Otacon” Emmerich: Haberleşme uzmanımız bizi serinin son bölümünde de yalnız bırakmıyor. M.k.II isimli sevimli ve kullanışlı robotu icad ederek Old Snake’in emrine veriyor. Bu arada, güzeller güzeli Naomi Hunter’la da aşk yaşamayı ihmal etmiyor.

Naomi Hunter: Gizli servis FOXHOUND‘ın baş doktoru. Güzel ama intikamcı. Snake’in ağabeyini vurma girişimine karşın ona büyük bir kin besliyor. Sonunda intikamını Snake’e, erken yaşlanmaya neden olan FOXDIE virüsünü enjekte ederek alıyor. MGS 4′ün ilerleyen bölümlerinde Naomi’nin Liquid Ocelot tarafından kaçırılmasına ve Old Snake’e yaptığını telafi etmek için çabalamasına tanık oluyoruz.

Raiden: Metal Gear serisinin Snake’den sonraki vazgeçilmezi işte yine karşımızda… Bu kez “Cyborg Ninja Exoskeleton (cyborg ninja dış iskeleti)” adı verilen nanoteknoloji harikası bir savaş elbisesi giyiyor. Sevgilisi Rosemary bebeğini düşürdüğü ve ayrıldkları için moralman çökmüş ve alkolik olmuş bir durumda. Yine de, Old Snake sayesinde toparlanmayı başarıyor.

Colonel Roy Campbell: Serinin duayen isimlerinden Albayımız Campbell artık PMC etkinliklerini takip etmekle görevli UN Security Council’de çalışmaktadır. Liqiud’in faaliyetlerini endişe ile izleyen Campbell, Old Snake’i Liqiud’e suikast düzenlemesi için gönderirir. Cambell’in Raiden’ın eski kız arkadaşı Rosemary ile evlenmiş olması ise hem Raiden’la hem de dünyalar güzeli kızı Merly’la arasını açmıştır. Campbell’ın eşi Rosemary, oyunun ilerleyen bölümlerinde Old Snake’in çatışma travması yaşamasını önlemek için ona uydu üzerinden psikolojik destek verecek.

Meryl Silverburgh: Old Snake’in en büyük yardımcılarından olan Meryl, önceleri kendisini Albay Roy Campbell’ın yeğeni olarak biliyordu. Ancak, o aslında albayın öz kızıydı. Serinin son bölümünde Meryl’i babasının yaptığı evlilikten sonra ona dargın olarak görüyoruz. Bu kez “Rat Patrol Team 01″ adında küçük bir birliği yönetiyor. Birliğinin üyelerinden olan Johnny ile aralarında belli olmayan bir romantizm var.

Drebin: Onun işi silah satmak. ID Tagged olan silahların şifresini kırmak. Ona güvenmeyin ama bırakın da size hizmet etsin. Oyun sırasında kazanacağımız “war price”lar sayesinde ondan silah ve mühimmat satın alabiliyor, şifresinin kırılması gereken silahları kırdırabiliyoruz. Bunu yapmak için ara menüdeki Drebin 893 kısmına girmek yeterli… ve tabi ki her şeyin bir fiyatı var.

YAPAY ZEKA:

MGS 4′te gizlenme/ kamufle olma faaliyetinin son derece önemli olduğunu söylemiştim. Old Snake iyi kamufle olduğu zaman düşman askerleri onu çoğu zaman farkedemiyorlar. Bu sayede gizlenme amacımızı başarıyla yerine getirebiliyoruz. Lakin, bazen biz iyi kamufle olamadığımızda da düşman askerlerinin buna tepkisi her zaman bizi farketmek yönünde olmuyor. Yani, düşman askerleri her zaman uyanık değiller. Onlardan kaçmak ya da onları yanıltmak çok da zor değil.

Yine de, genel olarak iyi bir yapay zekayla karşı kaşıya olduğumuzu söylemek isterim. Çünkü, oyunda sadece düşman askerleriyle değil, her biri birer nanoteknoloji harikası olan robot ve yaratıklarla da karşılaşıyoruz. Bunların da doğal olarak, her birinin kendilerine göre yapay zeka seviyeleri var. Örneğin, Frog (kurbağa) adı verilen yarı insan-yarı robot yaratıklar hem çok hızlı bir biçimde hareket edebiliyor, hem de siper alma, el bombası atma gibi aksiyonları başarıyla yerine getiriyorlar. Keza, ileride karşılaşacağımız RAGE üçlüsü, bizi son derece zorlayacak bir taktik anlayışa sahip. Genel olarak, bölüm sonu boss‘larının yapay zekalarının iyi olduğunu söylemek isterim.

SONUÇ:

Eğriye eğri, doğruya doğru” demişler. Metal Gear Solid 4: Guns of the Patriots eksik yön bulmakta zorlandığım ender oyunlardan birisi kesinlikle… Zaten MGS serisinin hayranları, oyun kontenjanlarında MGS 4‘e mutlaka bir yer ayırmışlardır diye düşünüyorum. Şahsen, MGS 4‘ün çok üstün bir oyun olduğunu ve aksiyon severler tarafından mutlaka oynanması gerektiğini düşünüyorum. Daha önce hiç bir MGS oyunu oynamamış olsanız bile, MGS 4‘ü severek oynayacaksınız. Yeter ki, siz Old Snake‘e bir fırsat verin. Bana da ilk kez bir oyuna “100” vermiş olmanın tadını çıkarmak kalıyor.

PST’de kalın, hoşcakalın.

Metal Gear Solid 4: Guns of the Patriots (PS3 Exclusive - 2008):

Yapımcı. Konami

Tür: Stealth-Action & Strateji

ESRB: +16

Artıları:

+ Muhteşem grafikler ve görüntü efektleri,

+ Harikulade bestelenmiş müzikler ve entegre edilmiş ses efektleri,

+ Gerçekçi bir savaş atmosferi,

+ Çeşitlilikle dolu, kendini tekrarlamayan bir oyun olması,

+ Old Snake‘in geniş hareket yelpazesi,

+ Sıkı bir senaryo, titizlikle işlenmiş bir öykü,

+ Özenle hazırlanmış sinematik ara ekranlar,

+ Kısa yüklenme süreleri,

+ Checkpointlerin sık olması,

+ Altyazının olması.

Eksileri:

- Silah seçim ve ekipman seçim menüleri daha kullanışlı olabilirdi.

Değerlendirme (100 üzerinden):

Grafik: 100

Ses, Müzik, Efekt: 100

Oynanış: 100

Atmosfer: 100,

Yapay Zeka: 85

Genel: 100

0 yorum: